CBF Türkiye Motosiklet Grubu Forumları

Grubumuz faaliyetlerini askıya almıştır!
Zaman: Çrş Ağu 15, 2018 3:40 pm

Tüm zamanlar UTC


Forum kuralları


Forum kurallarını görüntülemek için lütfen buraya tıklayın



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Motorda Sağlık Problemleri
MesajGönderilme zamanı: Prş May 31, 2007 10:02 am 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi

Kayıt: Pzr May 13, 2007 9:18 pm
Mesajlar: 177
Konum: İstanbul
MOTOR SAĞLIK PROBLEMLERİ

Hyponatremia: (Su zehirlenmesi)

Sebep:

Hyponatremia kandaki sodyum seviyesinin düşmesi ile oluşan bir rahatsızlıktır. Su zehirlenmesi olarak da bilinir. Vücudunuzun elektrolit seviyesiyle bağlantılı olarak çok fazla su tükettiğinizin işaretidir. Oranlar yüksek derecede bozulmuş demektir.

Üç saat boyunca yoğun bir şekilde terlediğinizde, içme suyu vücudunuzun gerekli suyu almasına yeterlidir. Günlük gıda alımlarımız bize bu durum için yeterli elektrolit rezervini sağlar.

Fakat bütün gün boyu terlemeleri, üst üste her gün uzun süreler motor kullanımları su içimlerine ilaveten elektrolit alımları gerekir. Aksi takdirde hyponatremia olma riski vardır.

Terimiz tuz içerir, biz hem su hem de tuz kaybederiz. İlk birkaç saatin sonun da, vücudumuzda mevcut elektrolit seviyesi tükenir(terlemeyle atılır). Ağır su içimiyle ise seyrelir.

Eğer bu yönde devam edersek de kandaki sodyum seviyesini iyice düşürür ve vücudun ısı regülasyon sistemini bozarız.

Belirtiler:

İdrar sararması belirtidir. Vücudunuz denge sağlamak için aşırı idrar atmaya başlar. Bu aslında vücudunuzun size gerekli elektrolitler olmadan suyu kullanamayacağını söylemesidir. Bu durumda siz çok fazla idrar attığınız için durumun düzeldiğini zannedersiniz ama tam tersi olmakta, vücudunuz kurumakta ve hyponatremiaya doğru gitmektesinizdir.

Kafein ve alkolün diüretik (idrar söktürücü) etkisi vardır. Bilhassa alkol beyin hücrelerini kurutur.

Normal gıdaların, bilhassa muz elektrolit yönünden zengindir, dışında elektrolit tabletleri en uygun olan takviye şeklidir.

Hyponatremia çok tehlikeli bir durumdur. Beyinde tehlikeli şişmeleri oluşur çünkü artık hücresel su dengesini sağlayan sodyum seviyesi yetersizdir. Kesin bir tıbbi tedavisi de mevcut değildir. Ölebilirsiniz.

Not.: İbuprofen (advil v.s.) ve naproxen (aleve v.s.) nin su içimi çok yüksek iken hyponatremia ya karşı vücut direncini düşürdüğüne dair deliller vardır.

Konuyu özetlersek:

Bu tehlikeli durumu önlemek kolaydır.

Su ile birlikte elektrolitleri de aldığınızdan emin olun.
Nefesle ve terle attığınız su miktarını geri alacak kadar su için.
Gereğinden fazla su içmeyin.

Not.:

Elektrolitler vücuttaki yaşamsal bir çok işlemin düzenlenmesinde gereklidir. Elektrolitler; sodyum, potasyum, klor, magnezyum, kalsiyum, bikarbonat, fosfat, sülfat.
Önemleri:Hücrelerin düzenli çalışması için bunlar gereklidir. Bunlar kas, sinir ve beyin fonksiyonlarının su seviyelerinin düzenlenmesinde yaşamsal rol oynarlar. Kısaca suyun olması gerektiği yerde olmasını ve yapması gerektiği şeyi yapmasını sağlarlar. Bunları yönetirler. Vücudumuzun %60 ı sudur ve su sadece serinlemek için değildir. Hücresel sağlığımız için ve bedensel fonksiyonlarımızın olabilmesi için gereklidir. Yemeden birkaç hafta yaşayabiliriz ama susuz birkaç günde ölebiliriz.

.Su beden fonksiyonlarının olabilmesi için gereklidir.
.Elektrolitler bu kaynakla ne yapılacağını belirlerler.

Örneklersek: Elektrolit seviyesi seyrelirse veya yoğunlaşırsa beynimiz çekebilir yada şişebilir bu da düşünce fonksiyonumuzu engeller. Seyreldiği zaman canımızın istediği gıdalar ihtiyacımız olanlardır. Bedenimiz bizimle konuşmaktadır. Yoğunlaştığı zaman ise idrarla atılır.

1.Terlemek bedenin soğutma sistemidir. İstenilen sonuçları elde etmesi için bedenin suya ihtiyacı vardır. Gazlı içecekler uygun olmaz.
2. Beden ısındığında kan damarları deriye daha fazla kan basmak için genişler. Fakat ter çabuk buharlaşır ve deri kurur ve deri havadaki ısıyı emmeye başlar. Artmış olan kan dolaşımı da ısı emmeye başlar ve vücut ta dolaştıkça vücut ısısını artırır.
3. Kalp atışları ve tansiyon yükselir. Nabız %50-70 hatta daha fazla artabilir.
4. Isı krampları bacaklarınızda ve alt karın bölgenizde oluşmaya başlar. Bu vücut su ve elektrolit seviyenizin düştüğünü gösterir.

Önlemler:

. Yola çıkmadan bir saat önce yeterli miktarda su içiniz. Bunalma halinde birden aşırı su içmeye kalkışmanız, bedenin suyu kullanma kapasitesinin belirli bir oranda olması nedeniyle kanınızı sulandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Su yada spor içecekler iyidir. Kahve, gazoz, kola gibi şekerli sıvıları tercih etmeyiniz. Her şahıs yanında en az 1 litre su taşımalıdır.

. Uzun kollu gömlek ve pantolonlar giyin. Cildiniz, başınız güneş ışınlarına direk temas etmesin. Çok sıcakta tüm bedeninizi ıslatın. Bira içmeyiniz. Bir tanesi dahi sizin görüşünüzü ve karar verme yetinizi olumsuz etkiler.

. 32C derece üzerinde her an güneş çarpması dediğimiz olaya maruz kalabileceğinizi unutmayınız. Bu yüzden bu derecelerin üzerinde güneş altında kalmaktan kaçınınız.



Isı İle İlgili Rahatsızlıkların Dereceleri:

1. Derece Erken Uyarılar: ( Derhal vücudunuzu dıştan serinletin ve bol sıvı için)

. Baş ağrısı
. Yüzde kızarma ve terleme(arkasından kül rengi solgunluk ve terleme)
. Bacak ve mide krampları
. Mide bulantısı
. Baş dönmesi ve halsizlik
. Bitkinlik
. Az miktarda koyu sarı idrar(koyuluk)


2. Derece Yaşam Tehdit Altında: (Ambulans çağırın- kalbe elektroşok gerekebilir)

. Zonklamalı baş ağrısı
. Kırmızı, pancar gibi, kuru cilt(terleme artık olmuyor)
. Vücut ısısı hızla yükselir
. Zihinsel durum değişir(şaşırma, koordinasyon eksikliği, tepkilerde yavaşlama)
. Kusma
. Şiddetli kramplar
. Hızlı ve zayıf nabız atışı
. Hızlı, sığ nefes alma(nefes daralması)


Öncelikle Yapılması Gerekenler:

Kişiyi hemen gölge bir yere almak.
Soğuk su içine koymak, daldırmak. Bu imkan yoksa ıslak bezle baş, boyun ve vücuduna bilhassa eklem yerlerine soğuk kompres uygulamak. Vücudu hortumla ıslatmak.
Kişi ikinci derecede ise su içirmemek.
Tıbbi yetkililer gelmeden asla tıbbi bir madde, ilaç vermemek.
Yüzünü ve/veya bedenini alkollü maddelerle(kolonya vs) ovma kesinlikle yapmamak.


Soğuğa Bağlı Rahatsızlıklar:

Soğuk havada olaşabilecek rahatsızlıklardan başlıcalar şunlardır:

. Hypothermia.
. Soğuk ısırması(Buz yanığı).
. Soğuktan el ve ayaklarda oluşan şişlikler ve kızarıklar.
. Batma sendromu.
. Kar körlüğü.

Bunların her biri sizi zayıflatarak güçten düşürebilecek rahatsızlıklardır.

Hypothermia:
Bu genellikle vücudunuzun iç ısısının çok düşmesi ile oluşan bir durumdur. Sadece soğuktan değil, fırtınalara,yağmur ve yüksek hızdaki rüzgarlara maruz kalmanız da bu duruma sebep olabilir. Genelde 37 derece olan vücut ısısı ürettiğinden çok kayba uğradığında oluşan bir durumdur.
Belirtileri:
Zihinsel faaliyetleriniz zayıflar, adalelerinizde kramplar başlar, kontrol edemediğiniz titremeler olur ve enerjiniz biter.

Buz yanığı:
Canlı hücrelerinizin donması ve kristalleşmesidir. Aşırı soğuk rüzgara direk maruz kalan cilt kısmında buz yanığı yada soğuk ısırması dediğimiz durumun oluşması bir dakikada da olabilir bir anda da. Isı kaybı kan dolaşımının telafi edebileceğinden çok fazla oranda hareketsizlik ve yoğun soğuk tarafından oluşturulur. Parmaklar, kulak ve yüz ilk önce etkilenen yerlerdir.
Belirtileri:
Üşümek, ağrı, yanma ve takiben hissizleşme. Deri renginde solmalar.

Kızarmalar:
Çıplak derinin uzun zaman soğuğa maruz kalmasıyla oluşur.
Belirtileri:
Deri kızarması, yanma, gerilme yada kaşınma. Sonrasında açık iltihaplı ağrılı yaralar dönüşme.

Batma sendromu:
10C ile 0C derece arasındaki derecelerde rutubete maruz kalınması ile oluşan durumdur. Soğuk hava kan damarlarını büzer.
Belirtileri:
Parmaklar, kulaklar ve yüz de şişmeler be beneklenmeler. Deri mavileşir.

Kar körlüğü:
Gözlerinizi yeterince korumadığınızda kar örtüsünden yansıyan güneş ışıkları geçici ama sancılı bir rahatsızlık yaratır.
Belirtileri:
Kan rahatsız olan gözleri kapatır. Gözlerinizi sanki kumla dolmuş gibi hissedersiniz.

Önlemler: Soğuk havada sürüş yaparken gerekli giysileri giymeye dikkat ediniz. Yukarıda verile soğuğa bağlı rahatsızlık belirtilerini bilerek birbirinizi kontrol ediniz. Aşırı sert rüzgarlı soğuk havalarda motor sürüşünden kaçınınız.

Kol Kilitlenmesi(Arm Pump) Sendromu:

16 yaşından büyük her krosçunun karşılaşacağı sinsi bir rahatsızlık olan bu kol kilitlenmesi rahatsızlığına sessiz katil denmektedir. Aşırı zorlanan kollardaki adalelerin şişerek toplayıcı kan damarlarına baskı yapması ve adrenalin fazlalığı sonucu toplar damarlar kollara atardamarlar vasıtasıyla basılan kanı geri toplayamaz duruma gelmektedirler. Bu durumda kollarda meydana gelen aşırı kan toplanması sancılara ve daha ileri safhada kolların aniden felç gibi kilitlenmelerine sebep olmaktadır. Bu rahatsızlık bir kere başladıktan sonra o bölgede yer ederek devamlı nükseder. Ağrısı insanı bağırtacak boyutlarda şiddetlidir. Krosçunun fizik kondisyonunu, motorsuz ve motorla yapılan sürekli ve düzenli egzersiz ve sürüşlerle en üst seviyede tutması bu rahatsızlığın başlamasına önemli bir engeldir. Dağ bisikleti çalışmaları dünya standartlarında bir krosçunun antrenman programında yarıya yakın yer tutmaktadır. Koşu ve yüzme diğer tavsiye edilen çalışmalardır.

Ağırlık çalışması yapmış kas yoğun yapılı yada fit olmayan yani aşırı kilolu kişilerin bu rahatsızlığa yakalanma oranları daha yüksektir. Bu yüzden kol ağrılarına dikkat edilmelidir. Isınma hareketleri ve gerinme hareketleri yaptıktan sonra motora binmek, sürüş esnasında düzenli nefes almak, sakin kalmak(kendini sıkmamak), bol sıvı almak, kolları sıkan giysilerden kaçınmak ve normal cadde sürüşlerinde mola vermeden aşırı uzun kullanımlardan kaçınmak gereklidir. Elciklerinde kişinin vücuduna uygun ayarlanmış olması gereklidir. Yukardan aşağı doğru eller omuzlardan kol ve bilek doğrultusunda devam etmeli, elciklerin yere paralel olarak ayarlaması ile kıvrılmamalıdır. Elcikler bu düşey doğrultunun devamı olarak ayarlanmalıdır. Ağrı durumunda kollara masajda faydalı olmaktadır. Kolları dinlendirmek hatta gerekiyorsa sürüşü terk etmek gerektiği belirtilmektedir.

Tercüme edip derleyen.: Alpaslan.


Aşağıdaki Bölüm Motokervan sitesinden alınmıştır.

Karpal Tünel Sendromu:

El bileğinde meydana gelen bir sinir hastalığıdır. Karpal Tünel Sendromu, bilekte bulunan Karpal Tünel'in içerisinden ele doğru yayılan Median Sinir'in tünelde meydana gelen değişimler nedeniyle sıkışması, işlevini yerine getirememesi olarak açıklanabilir.Hastalık, fazla örgü örenlerde, tenis oynayanlarda, inşaatlarda daha çok eli ile iş yapan işçilerde, şeker hastalarında, troid hormonu eksikliğinde, PC ve daktilo kullananlarda görülür. Hastalıkta, uyuşma ve ağrı oldukça şiddetli olabilir. Geceleri artan ağrılar kişinin hayat kalitesini oldukça etkiler. Ağrı nedeniyle uykusundan uyandığını belirten hastalara sıklıkla rastlanır. Elektrik çarpması benzeri karıncalanmalar da kişinin hayat kalitesini olumsuz etkileyebilir. Özellikle baş parmak, işaret parmağı ve orta parmakta karıncalanma hissi daha fazladır. Güç kaybının başlaması, elin normal fonksiyonlarını yerine getirmesinde oldukça olumsuz etkiye sahiptir. Hasta hikayelerinde bir bardak suyu tutmakta bile zorlandıkları sıklıkla belirtilir. Ağrı ve uyuşukluğa ek olarak avuç içine doğru yayılan yanma hissi de Karpal Tünel Sendromu'nda görülebilir.

Hastalığın geçmişi oldukça eskidir. Çok eskilerden beri Karpal Tünel Sendromu bilinmesine rağmen, hastalığın ilk dönemlerinde şikayetlerin çoğu zaman önemsenmemesi, önemsediğinde ise şikayetlerin aşırı artmış olması nedeniyle, başka hastalıkların belirtileri ile karıştırılması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle hastalığın tedavisine genelde geç başlanabilmektedir.

Medyan sinir el bileğinin iç tarafından ele doğru uzanan bir sinirdir. El bileğinde toplu halde bulunan sinir, avuç içi ve parmaklara doğru dallanır. Bu sinir, elin fonksiyonlarını yerine getirebilmesinde oldukça önemli bir görevdedir.

Bileğin aşırı kullanılması sonucu ortaya çıkan Karpal Tünel Sendromu bazı metabolik hastalıklarda da ikincil olarak görülebilir. Diyabet, Hipotroidizm, Akromegali, Romatoid Artrit ve Gut hastalarının, Karpal Tünel Sendromuna olan yatkınlıkları bilinir.

Hastalığın tanısı yukarıda da bahsedildiği gibi hastanın şikayetlerini doğru aktarması ile kolaylaşır. Karpal Tünel Sendromunda görülen belirtiler ile Kireçlenme, Boyun Fıtığı gibi hastalıklarda görülen belirtilerin benzerliği nedeniyle birlikte şikayetler sonunda hekim tarafından şüpheliler listesinde yer alacaktır. Ancak boyun MRI ve ENMG tetkikleri ile hastalığın teşhisi kesinleşir.

Hastalığın tedavisinde en önemli basamak el bileğinin dinlendirilmesidir. Hastalığa neden olan etkenler tespit edilebildi ise, nedenden uzak durmak, uzak duramıyorsak bir süre ara vermek hastalığın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olacaktır. Eğer çalışmak zorundaysanız hekiminiz hastalığın ilk dönemlerinde bileğinizi sıkı tutacak bandaj, bileklik yada atel benzeri ürünleri kullanmanızı tavsiye edebilir. Hastalığın durumuna göre bileklik, atel kullanımı ve bandajlara ek olarak ilaç tedavisi de uygulanır. Hastalığın erken dönemlerinde el bileği egzersizleri, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlarla belirtiler hafifletilmeye, hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Ancak bazı Karpal Tünel Sendromu vakalarında bu uygulamalar yetersiz kalmaktadır. Bu uygulamalara ek olarak, daha ilerlemiş durumlarda bileğe kortizon uygulamaları da yapılır. En son başvurulan yöntem cerrahi girişimle sinirin serbestleştirilmesidir. Lokal veya genel anestezi altında, mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiğiyle, sinirin üstündeki bandı kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu yöntem kalıcı bir rahatlamaya neden olur. Ameliyat sonrası 3-5 gün el bileği istirahatını takiben, hasta normal yaşantısına döner.

Karpal tünelin içinden geçen tek sinir medyan sinirdir. Medyan sinir baş parmak, işaret ve orta parmaklar ile yüzük parmağının yarısının duyularını beyine iletmek ile görevlidir. Aynı zamanda başparmağın kavrama görevini yerine getirmesinde rol alan kasların motor fonksiyonu da medyan sinir tarafından kontrol edilir. Elin diğer kısımlarının duyu ve motor fonksiyonları karpal tünel içinden geçmeyen diğer sinirlerin sorumluluğundadır.

Bir sinir sıkıştığında işlev göremez hale gelir. Eğer bu sinir deriden aldığı duyuları iletmek ile görevli ise üzerindeki baskı kalkıncaya kadar o sinirin uyardığı bölgede uyuşma meydana gelir. Örneğin bacaktan gelen duyuları taşıyan siyatik sinir kalça bölgesinden geçer. Oturma pozisyonuna bağlı olarak siyatik sinir üzerinde basınç oluştuğunda o bacakta uyuşma hissedilir. Oturma şekli değiştirilip de siyatik sinir üzerindeki bası ortadan kalkınca bu uyuşmada yok olur. Eğer pozisyon uzun süre değiştirilmez ise sinir üzerindeki bası kalıcı hasara neden olabilir. Eğer medyan sinir karpal tünel içinde sıkışırsa bu sinirin uyardığı bölge olan üç parmak ile yüzük parmağının yarısında uyuşma ortaya çıkar. Yüzük parmağının diğer yarısı ile küçük parmak başka sinirler tarafından uyarıldığı için o bölgelerde belirti görülmez. KTS en sık 29-62 yaş arası kadınlarda görülmekle birlikte her yaştan ve cinsten insanı etkileyebilir.

Karpal tüneldeki boşluğu daraltan her türlü oluşum içindeki medyan sinirde sıkışmaya yol açabilir. Bunlar arasında tünelin ödem nedeni ile şişmesi ya da kırık sonrası tünelin şeklindeki değişmeler sayılabilir. En sık karşılaşılan neden olan şişlik değişik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. El ve bileğin klavye kullanımında olduğu gibi sürekli aynı şekilde tekrarlayan hareketleri kas bağlarında enflamasyon ve sonrasında bu bağlarda şişmeye neden olur. Bunun yanı sıra hamilelik döneminde olduğu gibi vücuttaki genel bir su tutulumu da benzer şekilde karpal tüneline yol açar. Su tutulumunu arttıran bir başka faktör de doğum kontrol haplarıdır.

Kırıkların yanı sıra bileğin poziyonu da tünelin şeklinde değişmelere neden olur. Bilek ve el düz bir hat halindeyken tünel en geniş aralığa sahiptir. Bilek yukarı ya da aşağı kıvrıldığında kanalın boyutlarında hafif bir daralma meydana gelir.



-------------------------------------------------------------------------------------


Aşağıdaki bölüm Sayın Op.Dr. Mehmet Susam dan alıntıdır.

Motosiklete uygun kıyafet ve ekipman olmadan binmenin kaza dışında da birçok zararı var elbette. İlk akla gelen tabi ki kronik üşüme. Tahmin edilebileceği gibi, üşüyen organ ya da uzuv, hangisi olursa olsun, kan dolaşımı zayıflayacağından fonksiyon kaybına uğrar. Bu fonksiyon kaybı, o bölgede yerleşmiş olan mikroorganizmalar için fırsat olması sonucunda da çeşitli enfeksiyon hastalıkları meydana gelir. Kronik üşüme, eğer iskelet kasında oluyorsa, ki bizde çok sık olur, ilk başlarda kas spazmları ve ağrılarla başlayan yakınmalar, bu durumun devam etmesi ve süreğen olması durumunda, ki işte biz buyuz, kas-iskelet sistemi deformasyonları, iç organ fonksiyon kayıpları hatta hastalıklarına yol açar. "Böbrekleri üşütme" diye tabir edilen şey bunlardan birisi kabul edilebilir.

Kronik üşüme ile bütün organlarınızı hasta edebilirsiniz. Merkezi sinir sistemi (beyin), gözler(kalitesiz ve vizörü kötü olan kasklarda), kulaklar(kasksız kullananlarda elbette) ve yüz felcinden tutun da, üst solunum yolları, sindirim sistemi, karın içi organlara kadar. Tabi bir de uygun olmayan eldiven ve botların soğuk havalarda kullanımı ile uzuvlarda kalıcı dolaşım bozukluklarının oluşması var, ki bu en sık karşılaştığımız durumlardan birisi. Sigara içenler, dikkat, başınıza böyle bir şey gelmesi durumunda hiç şansınız yok, kolunuzu ya da bacağınızı gittiğiniz hastanenin patoloji bölümüne hatıra bırakırsınız. Tabi sigara içen motosikletçilerin maruz kaldığı risk sadece bu değil. Ayrıntıya girmiyorum, çünkü sayfalarca yazmam gerekir.

Kalp romatizması direk olarak üşütmeyle olmaz. Herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben kana karışan bakterilerin kalbin iç yüzeyine yerleşerek kapaklarda kalıcı anatomik bozukluklara yol açabilir ve ilerlemesi durumunda ölüme kadar götürebilir. Fakat biraz bilinçli davranarak önlemek kolaydır. Üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben 5-20 gün arası bir süre içinde halsizlik, çarpıntı, ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetlerin oluşmasın durumunda bir kardiyologa başvurarak ekokardiyografi yaptırmak suretiyle tanısı konabilir. Bu hastalık, bizim pek sık karşılaşabileceğimiz bir şey değil, korkmanıza gerek yok. Daha ziyade çocukluk çağlarında olur, tanısı konmazsa yıllar sonra erişkinlik döneminde ortaya çıkar ve o zaman da tedavisi zorlaşır.

Alkole gelince, Allah inşallah bütün içki bağımlısı ve içkiden vazgeçmeyen arkadaşlara kronik alkolizmin etkilerini görmeyi nasip etsin, o yaşa kadar alkol sebebiyle kaza bela vermesin. Daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok.

Sizi fazla sıkmamak amacıyla mümkün olduğu kadar özetlemeye çalıştım ama birçok anlatmam gereken şeyi yazmayarak ancak bu kadar özetleyebildim. Kazasız belasız, keyifli ve güvenli sürüşler diliyorum.

_________________
http://www.alfamotosiklet.com/

Karanlığa küfür edeceğinize kalkıp bir mum yakın. Konfiçyüs.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: Prş May 31, 2007 10:48 am 
paylaşım için teşekürler


Başa Dön
  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 11:03 am 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Mar 14, 2008 5:22 pm
Mesajlar: 2146
Çok güzel ve faydalı bilgilerin tarihin tozlu belleklerinde kalmasını istemediğim için mesajı yeniden karşınıza çıkardım.
Sevgili Alfa'ya emekleri için teşekkürler.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 1:57 pm 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi

Kayıt: Cum Eyl 30, 2011 6:00 am
Mesajlar: 40
Çok teşekkürler faydalı bilgiler için.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 6:09 pm 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Nis 04, 2010 10:04 am
Mesajlar: 648
Konum: İzmir
Arkadaşlar bu konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm bir soruyu sormak istiyorum. (150 cc ile hiç de böyle problemlerim olmuyordu :( )
Malum havalar ısındı, yazlık fileli montlar giyiyoruz. İçte de t-shirt, swet vb. E motor da biraz iyi olunca tempomuz da artıyor :) . Yaş da pek genç sayılmaz. Bu kapsamda, içe giyilen, sıcak tutmayan, terletmeyen ama o rüzgardan da bizi koruyan birşeyler var mı acaba?
Selamlar..

_________________
Honda NC700X "W-Dolphin"
Honda CBF-150 "Çito"
B Rh (-)
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 6:19 pm 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cum Mar 14, 2008 5:22 pm
Mesajlar: 2146
Albayım
şu olabilir : http://www.kanyonltd.com/?unitID=2&pare ... &detID=893
veya şu olabilir : http://www.kanyonltd.com/?unitID=2&pare ... &detID=699


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 6:27 pm 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Nis 04, 2010 10:04 am
Mesajlar: 648
Konum: İzmir
Teşekkürler Devrim, inceledim.

_________________
Honda NC700X "W-Dolphin"
Honda CBF-150 "Çito"
B Rh (-)
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: Pzt May 14, 2012 8:41 pm 
Çevrimdışı
CBF-TR Üyesi
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Çrş Tem 28, 2010 4:47 pm
Mesajlar: 1904
Konum: Tuzla
Slm
Saolasın
Devrim Kardeşim harika bigiler.

_________________
KORSAN DENIZCI
Rıza ARSLAN
CBF 600
34 HE 5635
0532 276 71 58

RASTGELE


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye